Zaman Doğu Türkistan’ı Filistin’in Yanına Koyma Zamanı

Orta yerde zulüm varsa zalim de var demektir ve zalim tepki görmedikçe, eleştiri almadıkça zulmünü artırarak devam ettirecek demektir.
“Sükut ikrardandır” kaidesi gereğince, şahit olduğunuz bir zulüm karşısında sessiz kalıyorsanız bu zulmü onaylıyorsunuz demektir, zulmünün onaylandığını gören zalim ise sizin suskunluğunuzdan alacağı cesaretle yeni zulümlere imza atmak için yollara düşecektir.
Bu sütunlarda sıkça zikrettiğimiz meşhur hadis-i erifi tekrar hatırlarsak; mazlum kardeşimizi zulümden kurtararak ona yardım edeceğiz, zalimin de zulmüne engel olarak yine ona yardım etmiş olacağız.
Nisa Suresi 75. ayet, her devirde yaşayan Müslümanları ikaz etmektedir:
“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve, ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir koruyucu sahip gönder, bize katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmış ezilenler adına savaşmıyorsunuz?”
Sürekli dikkat çektiğimiz, sürekli eleştirdiğimiz konulardan biri;
Gırtlağına kadar zulme batmış olan millet ve devletlerle beraber yol tutarak, onlarla ittifaklar kurarak zulmün ortadan kaldırılamayacağı, mazlumların dertlerine çözüm bulunamayacağı hakikatidir.
Öyle devletler var ki, temellerini zulüm üzerine atmış, duvarlarının harcı mazlumların kanı ile yoğrulmuş ve halen aynı çizgide zulmüne devam ediyor ve siz gidip zulmü ortadan kaldırma adına, mazlumların gözyaşını silme adına bunlarla ittifaklar kuruyor, bunları model ortaklar ilan ediyorsunuz.
Siz isteseniz de istemeseniz de elinizi ve kolunuzu kaptırdığınız bu ülkeler sizi de zulüm batağına doğru çekecekler ve belki de faturanın tamamını da size ödeteceklerdir.
Niyetiniz halis de olsa, gerçekten zulme engel olmak ve mazlumların dertlerine çare bulmak için gayretler içinde olsanız bile, yol arkadaşınızı, kılavuzunuzu yanlış seçtiğiniz için kaş yapayım derken göz çıkarmış olacaksınız.
İçinden geçtiğimiz günleri, şahit olduğumuz üzücü olayları dikkatle incelediğimizde dönüp dönüp Kur’an okumamızın emredilmesinin hikmetini daha iyi kavrıyoruz:
“Mü’minler, mü’minlerden ayrılıp kâfirleri dost edinmesin. Bunu her kim yaparsa artık Allah’tan ilişiği kesilmiş olur.” (Ali İmran: 28).
“Ey iman edenler! Siz Müslümanlardan başkasını sırdaş edinmeyin.
Çünkü onlar size şer ve fesat çıkarmada ellerinden geleni bırakmazlar.
Dâima sizin sıkıntıya düşmenizi isterler.
Size olan düşmanlıkları, zaten ağızlarından taşıp meydana çıkmıştır.
Kalplerinin gizlediği düşmanlık ise daha fazladır. Âyetlerimizi size iyice açıkladık.
(Eğer akıllarınızı kullanırsanız, onlardan yararlanırsınız.” (Ali İmran: 118).
Zalime; “gel seninle ortak iş yapalım” demek, bugüne kadar işlediklerine sünger çekmek ve bundan sonra işleyeceği zulümlere de seve seve ortak olmak demek değil midir?
Ve artık uyanma zamanı.
Zulme ortak olmama zamanı.
diğerlerini ötekileştirip sadece birini var kabul etmeme zamanı.
Doğu Türkistan’ı Filistin’in yanına koyma zamanı.
******
Din öyle bir olgudur ki, bu olguyu hakkıyla yaşamazsan zaafın olmaya çok müsait bir durumdadır. Din adına yapılan her şeyi bu zafiyetinden dolayı kabul edebilirsin. Bu olguyu kullanarak, siyasette, ticarette, eğitim vs. her alanda seni istedikleri boyuta getirmeleri mümkündür. Bunun için yaş ya da kültürün yahut da kariyerin hiç önemi yoktur. Şartları durumuna göre uyarlayarak her kesimden, her türden insan afyonlaşabilir. Peki, bunun önüne nasıl geçilebilir? El cevap diyebiliriz ki, ölçüyü koruyarak.
Peki, ölçü nedir?
El cevap deriz ki, Kur’an ve Ehl-i Beyt.
Bu ölçüyü koruyan insanlar, hem inançlarını doruk noktada yaşar, hem de sosyal hayatta muvaffak olarak, çevresine hakkı yansıtır.
Zalimin zulmüne karşı sabrı, susmak olarak algılamaz. Zulme karşı dimdik durur, direnir, mücadele eder.
Aynı Hz. Ali gibi, Ehl-i Beyt gibi…
Kimsenin rütbesine kanıp da, yanlışa eyvallah etmez.
Kerbela da makamını kullanan yezide, inan insanlar gibi kanmaz, kandırılamaz.
Bugün bu olguyu kullanıp, Müslüman coğrafyasını, özelliklede Ortadoğu bölgesini kan ve gözyaşı içinde bırakanlar “Allahuekber” diyerek masum insanların canlarına kastediyorlar.
İzledikleri politikayla bu zulme sebep olanlar, halkın tepkisini almamak için, sanki bu zulmün karşısındaymış gibi masum rolü oynayıp, işaretler simgeler çıkararak halkın gazını almaya çalışıyorlar.
Lütfen bu tuzaklara da düşmeden bir bütün olalım artık.
Bu akan canların, kanların hepsi bir parçamız.
Dediğimiz gibi…
Doğu Türkistan’ı Filistin’in yanına koyma zamanı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: