Ramazan Geldi… Böyle Oldu…

Ramazan ayı gerçekten çok mübarek bir ay…
Burada uzun, uzun erdemleri üzerine yazmayacağım…
Kafama takılan konu, yardımlaşmanın en üst seviyeye çıktığı bu ayda çeşitli organizasyonların içerisinde yer alan işadamları, siyasetçi, yönetici, müdür, işçi ve mesai arkadaşın zannettiklerin Ramazan ayı dışında bu yardımlaşmaya ve hakkaniyete ne kadar özen gösterdikleri.
Yılın 11 ayı etrafındaki ihtiyaç sahibini arayıp sormamışsan;
Yılın 11 ayı çalıştırdığın işçinin hakkını tam vermemişsen;
Yılın 11 ayı emrindeki personelin aldığı maaşta gözün kalmışsa;
Yılın 11 ayı ürettiğini hileli üretmişsen;
Yılın 11 ayı yönettiğin kurumu ayak oyunları ile yönetmişsen;
Senin için Ramazan tüm bunların üzerini örtmek için kullandığın bir maskeden ibaret olur ancak…
Ha… bir de basında birkaç resim ve bir kaç satır haberden öteye geçmez…
Bizler Elhamdülillah Müslüman’ız… Bizde diğer dinlerde olduğu gibi “GÜNAH ÇIKARMA” sistemi olmadığı için 11 ay boyunca yaptığın hile ve ayak oyunlarının üzerine katıldığın yardım kampanyası ve ya verdiğin iftar yemeğinden aldığın huzur “GÜNAH ÇIKARMA” eylemine katılanların aldığı huzurun ötesine geçmeyecektir.
Buraya kadar yazdıklarım da asla ve asla halis duygularla yardım eden, Ramazan ayının kutsallığına inanan ve iyilik yaparken etrafta gazeteci var mı diye aranmayan kişileri kast etmiyorum.
Bizler ve toplum biliyor ki bu tür iyi insanlar yılın 12 ayı boyunca “İYİ İNSAN”dır.
Bizim sıkıntımız, Ramazan ayında fakirin hakkı olan ikram ve iftar yemeklerinin, kapısına lüks arabaların yanaştığı otellerde “Körler sağırlar birbirini ağırlar” organizasyonlarına dönüşmesi.
Bizim sıkıntımız, yine düşkünün, yetimin hakkı olan ve adı iftar sofrası olan sofralara kendi siyasi gelecekleri için çırpınanların oturması ve sıklıkla da fakirlerin konu mankeni olarak kullanılması…
Bizim sıkıntımız ”Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisini herkes bilirken sadece yılda bir ay hatırlanması…
Sözlerimize bir Karadeniz fıkrası ile nihayet verelim…
Çok sıkıntılı olan Temel camide duaya oturur…
Ellerini açar ve “Allahım mevzuyu biliyorsun” Âmin der…
Görüntü ne olursa olsun…
Allah herkesin içinden geçen mevzuyu biliyor…
Bizde Âmin diyoruz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: