Muharrem Değirmen – Denizlerin idamına Evet diyen CHP

İnsanın bazen, ilgi alanında olduğu halde bazı önemli konuları gözden ve dikkatten kaçırdığı bir gerçektir.

AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, geçtiğimiz yıllarda Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişinin yıldönümü olduğunu hatırlatarak, bugünkü CHP milletvekillerinin hassas olduğu bu konuda, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam cezalarının yerine getirilmesine ilişkin kanun tasarısına 30’a yakın CHP milletvekilinin “evet” oyu verdiğini söylemişti.

Söyleyen AK Partili olunca birçok isim; “Olur mu Canım öyle şey” diye tepki göstermişti.

Bugün 6 Mayıs…

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının CHP tarafından asılışının yıldönümü.

AK Partili Bülent Turan’ın 24 Nisan 1972 yılındaki meclis tutanaklarında tespit ettiği bu durum; yıllardır; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamının yıldönümünde, “Denizler ölmez” , “Darağacında üç fidan Deniz, Aslan ve İnan” sloganlarıyla anma toplantıları düzenleyen CHP’lilerin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzlerine bir tokat gibi indi

Ayrıca AK Partili Bülent Turan’ın bu tespiti; geçmişten günümüze CHP zihniyetinin ikiyüzlülüğünü belgelemiş oldu.

Gelin, bu olayı bir de TBMM tutanağından okuyalım:

273 KABUL 47 RET

“1972 yılında Meclis’teki üye sayısı 450 idi ve oylamaya 323 milletvekili katılmıştı. 273 milletvekili Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmesine kabul oyu verirken 48 ret oyu çıkmış ve 2 de çekimser oy kullanılmıştı. Oylamaya katılmayan vekil sayısı ise 118 idi. Deniz’leri idamdan kurtarmak için sadece 30 oya ihtiyaç vardı. Ancak CHP’lilerin önemli bir kısmı Meclis’e bile gelmemişti.

144 VEKİLDEN İDAMA HAYIR DİYEN 47 CHP’Lİ

Meclis’teki oylamada mecliste 144 sandalyeye sahip CHP’den idamlara hayır diyenlerin sayısı 47 idi. 48. ret oyu ise TİP’ li Mehmet Ali Aybar’a aitti.

Senato’da 34 üyesi bulunan CHP’den idamlara hayır diyenlerin sayısı ise 18 idi. Üstelik idamlar sırasında 12 Mart ara rejim hükümetinin Başbakanı, eski CHP’li Nihat Erim’di”

Oturuma katılmayanların bir kısmı ‘ilgisiz’ olabilir tabii. Fakat Türkeş, Bölükbaşı, Erbakan, Yüksel Menderes gibi politik isimlerin bilinçli olarak katılmadıkları kesindir.

Türkeş sonradan MHP’nin bir Genel İdare Kurulu toplantısında bu “komünistler”in idamına niye katılmadığını anlatmıştı: Gençtiler, şans tanımak lazımdı, ileride eylemden vazgeçebilirlerdi… Daha önemlisi, idamlar aşırı solu caydırmaz, aksine ‘martir’ heyecanı vererek büsbütün tahrik ederdi…

Görüldüğü gibi eğer CHP isteseydi idamlarını çok rahat önleyebilirdi. Eğer 30 Milletvekili idamı onaylamamış olsa ve bir grup milletvekili meclis dışına çıkmamış olsaydı, bugün belki de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan CHP’den milletvekili olarak meclis sıralarında oturuyor olacaklardı.

Bu çelişkinin adı, kelimenin tam anlamıyla ikiyüzlülük ve utanmazlıktır.

Hem idam edeceksiniz hem de onların idamını istismar edeceksiniz.

Buna ancak “yazıklar olsun” denir.

“Kahrolsun zihniyetiniz” denir.

Geçmişi bu ve benzeri kirli ve karanlık ilişkilerle dolu olan CHP’nin mevcut yönetiminden özür dilemesini bekleyen oldu.

Elbette geçmişiyle yüzleşmek ve özür dilemek de bir erdemliktir.

Ancak, bu beklenti içindekiler bilsinler ki;

CHP’nin dosyası o kadar kabarık ki; bunlardan dolayı özür dilemeye başlarsa, CHP yönetimi, gece gündüz özür dilemek zorunda kalacaklardır.

******

Yaşanan talihsiz olayı ve bu güne daire bir değerlendirme gereklidir diye düşünüyorum.

Meclis’in onayından sonra Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972 Cumartesi sabaha karşı maalesef idam edildiler. İnsani bir facia, siyaseten çok büyük bir hatadır.

Siyaseten diyorum, Yargıtay, Gezmiş ve arkadaşlarının yaptıkları eylemler gerekçesiyle dönemin mevzuat ve içtihatlarına göre idam cezası vermişti ama TBMM bunu onaylamamalı, siyasi bir faciaya imza atmamalıydı.

Genç yaşta asılmaları elbette kamu vicdanını kanatmıştır.

Fakat Che resimlerinin yanına bir de kalpaklı Mustafa Kemal resmi koyarak bir kesimde yaratılan efsanenin hiçbir gerçekliği yoktur. Deniz Geçmiş ve arkadaşlarının idamı insani bir facia olarak elbette anılmalı, idam cezalarının kötülüğü gösterilmeli…

Fakat Gezmiş ve arkadaşlarının 44 yıl öncesinin dünyasında kapıldıkları “şehir gerillası” romantizmini yeni nesillere idealize ederek sunmak yanlıştır. 21. yüzyılda yerimizi almanın yolu, “emperyalizm” diye dünyaya kapanmak değildir; aksine dünyaya açılmaktır, piyasa ekonomisidir, ‘burjuva demokrasisi’ dedikleri demokrasiyi geliştirmektir.

Romantizm elbette insani bir duygudur ama anakronizmin, zamanın gerisine yaşamanın anlamı yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: